27 Şubat 2013 Çarşamba

Msn Kapatılıyor Yerine Skype Geliyor!

Bu hafta sizlere aslında birçoğumuzun bildiği, belki de ara sıra da olsa kullandığı ve yakında Microsoft Live Messenger (MSN)’ın yerine geçecek olan Skype ’tan bahsetmek istiyorum. Evet, artık Microsoft Live Messenger tarih oluyor. Hikâye şöyle gelişiyor, Microsoft Skype’ı satın aldıktan sonra radikal bir karar alarak 2013 yılının ilk çeyreği içerisinde Microsoft Live Messenger'ı kapatacağını duyurdu. Bunun içinde son kullanma tarihi olarak 15 Mart 2013 belirlenmiş. Bu tarih uzatılır mı bilemiyorum. Durum bu olunca hâlihazırda Windows Live Messenger kullanmakta olan kullanıcıların yollarına Skype ile devam edeceğini duyuran Microsoft var olan kullanıcıları mağdur etmemek için şimdiden bu kullanıcıların Skype kullanabilmeleri için gerekli ara yüzü yeni Skype sürümüyle gidermiş. Hatta istersek kullanmakta olduğumuz bir Skype hesabımız varsa, bu hesabı aynı zamanda Microsoft hesabımızla birleştirerek iki hesabı aynı anda kullanabiliyoruz.
Kısacası Messenger kullanıcıları artık Skype kullanmak zorunda. Peki, nedir bu Skype?
Skype, dünya çapında milyonlarca kullanıcının kullandığı, rakiplerine fark atacak hızlılık ve özellikleri bulunan bir anlık mesajlaşma ve telefon programıdır. Dünya üzerinde en çok kullanılan anlık görüşme programı olan Skype ile Microsoft Live Messenger 'da olduğu gibi karşınızdaki ile ister yazışabilir, ister konuşabilir, isterseniz de görüntülü sohbet edebilirsiniz. Ayrıca başka Skype kullanıcılarıyla sınırsız ve ücretsiz dünya çapında telefon görüşmesi yapmanızı sağlar.
Skype’ı verimli bir biçimde kullanabilmek için bir adet web kamerası, hoparlör ve mikrofona ihtiyacımız vardır. (Son yıllarda satılan web kameralarında mikrofon da bulunmaktadır o yüzden eğer böyle bir kameranız varsa ayrıca mikrofona ihtiyaç yoktur).Skype’ı indirmek için http://www.skype.com adresine gidip buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Kurulumu tamamladıktan sonra Skype kullanıma hazır demektir. Skype çalıştığında sizin karşınıza giriş ekranı gelecektir. Burada neler yapabiliriz. Eğer zaten bir Microsoft Live Messenger kullanıcısı iseyseniz Alternatif oturum açma yolları altındaki Microsoft Hesabını seçerseniz buradan açılacak olan ekranda (ki bu MSN giriş ekranına benzemektedir) Microsoft Live Messenger kullanıcı adınızı ve şifrenizi girdiğinizde Skype girmiş olacaksınız. Bu arada Facebook kullanıcı ismi ve şifrenizle de Skype’a giriş yapabilirsiniz. Eğer yeni bir Skype hesabı oluşturmak istiyorsanız o zaman Bir Hesap Oluştur’ a tıkladığınızda bu sizi Skype kullanıcı kayıt ekranına götürecektir.
 
Skype birçok farklı dildeki ara yüzü ile çok kullanışlıdır. İstediğiniz her an ara yüz dilini değiştirebilirsiniz. Bunu yapmak için Menüden Araçlar altındaki Dil Değiştir seçeneğini seçmelisiniz.
Peki, Skype’da görüntülü görümeler için hoparlör, mikrofon ve kamera ayarlarını nasıl yapabiliriz. Aslında Skype makinanızdaki tüm aygıtları tanıdığı için buna pek sık olarak ihtiyaç duymayız ama eğer gerekirse bunun için her şeyden önce Skype’a bağlanmamız gerekmektedir. Bunun ardından üstteki Menüden Araçlar altındaki Seçenekleri seçtiğimizde açılan pencereden bu ayarları rahatlıkla yapabiliriz. Açılan pencerede sağ tarafta bulunan listeden Ses Ayarlarını seçtiğinizde Mikrofon ve Hoparlörü göreceksiniz buradaki listelerden doğru olanlarını seçtikten sonra kamera ayarları için yine sağ taraftaki listeden Görüntü Ayarlarına tıkladığınızda bu sefer kameranızla ile ilgili ayar ekranı gelecektir. Burada da gerekli değişiklikleri yaptığınızda artık Skype ile görüşmeler yapmanız için bir engel kalmayacaktır.
 
Skype’ı illaki Microsoft İşletim sistemi yüklü bilgisayarlarımızda kullanacağız diye bir şart yoktur. Hem Android hem de iOS işletim sistemi yüklü makinalarda da rahatlıkla kullanılabilir.
Ayrıca yukarıda belirttiğim üzere Skype’ı bir sanal telefon ahizesi gibi de kullanıp istediğiniz sabit ya da cep telefonunu arayabilirsiniz. Lakin bu ücrete tabidir ve farklı paketleri Skype’ resmi sitesinden edinebilirsiniz.
Eğer bir Microsoft Live Messenger kullanıcısı iseniz bence yavaş yavaş Skype kullanmaya alışmanızı tavsiye ederim. Böylelikle bu yeni programa alışmış olursunuz ve inanın kullandıkça da seveceksiniz. Kalın sağlıcakla.


16 Şubat 2013 Cumartesi

İnterneti nasıl paylaşırız

Geçen hafta sizlere İnternete bağlanmaktan ve bu bağlantıyı normal ve dizüstü bilgisayarımızdan nasıl kullanabileceğimizden bahsettim. Bu hafta çıtamızı biraz daha yükseltip var olan Internet bağlantımızı evimize ya da komşumuza nasıl dağıtabiliriz biraz ondan bahsedelim. Bu anlatacaklarımda hali hazırda çalışan bir Internet bağlantımızın olduğu varsayacağız.
İnternetin birden fazla bilgisayara ya da makinaya dağıtımı derin ve karmaşık bilgisayar ağları içinde irdelenmelidir, lakin biz ev kullanıcıları için o karmaşaya gerek kalmadan ihtiyaç duyduğumuz sistemi tabii ki rahatça kurabiliriz.
İnterneti dağıtmanın ya da teknik ismiyle bir bilgisayar ağı kurmanın şu anda kullanılan üç yöntemi var, Kablo kullanarak, Kablosuz ve elektrik ağı üzerinden.
Kablo kullanılan yöntem her zaman için en güvenli ve en sağlam çalışan yöntemdir. Bunu için Cat5  kabloları (halk arasındaki tabiriyle İnternet teli ) kullanılır. Bu kablo bildiğimiz telefon kablosundan biraz daha kalınca ve ucu da telefon kablosundan biraz büyükçe olan kablodur, şekil itibariyle birbirlerine çok benzerler. Bu kablolarda bildiğimiz diğer tellerdeki gibi ekleme yapılmaz ve telefon kablolarında olduğu gibi birden fazla paralel çekilmez. Bunu için bir alete ihtiyaç vardır. Bu alete router (yönlendirici),hub ya da switch denilir. Elinizde olan modemin çıkışlarına dikkat edecek olursanız hemen hemen çoğunda dört tane LAN yazan çıkış vardır(Son dönemde bunlar genelde sarı renk oluyor).İşte aslında bu bize şunu ifade eder, bu modem router kullanılarak dört tane bilgisayar birbirine bağlanabilir. Aynı zamanda dört tane bilgisayar bu makinadan Internet alabilir anlamına gelir. Peki ya siz evinizin üst katına ya da komşunuza da Internet taşımak isterseniz ne yapacaksınız. Alınacak olan bir Cat5 kablosu eğer bu modeme takılırsa yaklaşık olarak 100 metre veri kaybına uğramadan başka bir yere taşınabilir. Burada bu kabloyu bir hub ya da swich’e takarsanız, bu alet yardımıyla İnterneti daha bir o kadar çok makinaya verebilirsiniz. Yani eğer 5 çıkışlı bir hub alırsanız gelen teli girişlerden birisine taktıktan sonra geriye kalan 4 çıkışa 4 tane bilgisayar bağlayabilirsiniz ve bunlar da rahatlıkla İnternete çıkabilirler. İşte bilgisayar dünyasında paralel böyle çekilir. Aslında burada önemli olan nokta teller değildir. Her bilgisayarın kullandığı işletim sistemine göre kendini belirtmek için kullandığı bir haberleşme protokolü vardır. Yaygınca kullanılan IP Protokolüdür. Bu protokolde bir ağa(İnternet aslında devasa bir bilgisayar ağıdır) bağlanan her bilgisayarın bir numarası vardır. Bu numara genelde 12 sayıdan oluşur ve yapısı XXX. XXX. XXX. XXX ‘dir( örneğin 192.168.1.2 gibi).Burada bu numaralandırmanın detayına girmek istemiyorum, lakin hepinizin bilgisayarında bu numara vardır bu sizin bilgisayarınızın kimlik numarasıdır. Kalıcı değildir gerekirse değişebilir. Dolayısıyla ağa bağlanan her bilgisayarın bu numarayı alabilmesi için bir alete ihtiyaç vardır. Buna router (yönlendirici)adı verilir. Evimizde bulunan modemler aslında içlerinde birer tane de  router bulundururlar. Çok eski modemlerde -ki bunlara tek çıkışlı modemler diyoruz- onlarda router olamadığı için sadece bir adet bilgisayar İnterneti kullanabilir.
Kablosuz sistemlere gelince ilk önce kullandığınız modem in kablosuz özelliğinin olması gerekir eğer bu özelliği yoksa bir adet Kablosuz Router alabilirsiniz. Bunu modeminizle yine bir Cat5 kablosuyla bağladığınızda artık kablosuz bağlantınız hazır demektir. Ya da gidip kablosuz özelliği olan bir modem alabilirsiniz. Lakin ilk seçenek modeminiz alt katta iken eğer siz üst katta ya da komşunuzda da kablosuz bir ağ kurmak istiyorsanız çok işe yarayacaktır. Kablosuz ağların alanını arttırmak için Wireless Extender (Kablosuz Güçlendirici) kullanılmaktadır. Bunun görevi eğer ki kablosuz ağınızın alanını daha da arttırmak isterseniz modeminizle istediğiniz yerin arasına bir adet Kablosuz Güçlendirici kullandığınızda bu kablosuz olarak modeminize bağlanacak ve kapsama alanını arttıracaktır. Burada tekrardan şifre kullanmaya gerek yoktur, modemde kullanılan şifreler burada da geçerlidir. Peki, İnterneti bir yerden başka bir yere taşımak istersek mesela 5 km uzağa bunun için ne yapmalıyız. Bunun için Access Point (Bağlantı Noktası) dediğimiz aletlere ihtiyacımız vardır. Bunlardan bazen bir tane bazen de iki tane kullanıp Internet bağlantımızı kilometrelerce uzağa taşıyabiliriz. Âmâ burada unutulmaması gereken bir gerçek vardır ve o da kablosuz bağlantılarda kullanılan tüm aletlerde tam verim alabilmek için bu iki aletin birbirini görebilmesi gerekmektedir. Aralarındaki uzaklık tabii ki bu aletlerin kapasitelerine göre değişecektir. Gerekirse bunlara anten takılabilir. Tabii ki bu sistemler maliyetlidir.
En son olarak değinmek istediğim yöntemde elektrik sistemi kullanılıp bir ağ oluşturmaktır. Buna PowerLine deniyor ve oldukça yeni bir teknoloji olduğunu söyleyebilirim. Henüz kullanımı yaygınlaşmış değil. Burada uzak mesafelerde kablo yerine var olan elektrik sistemi kullanılmaktadır. Lakin bunun için şebekenin içinde olmanız gerekmektedir. Yani ben bunu sadece kendi evimde kullanabilirim, komşumla kullanamam. Burada mantık basittir. Elektrik prizinin bir ucuna bir alet takılır ve buna yine modemden gelen Cat5e kablosu takılır. Ondan sonra Internet istediğimiz odaya gidilip yine buradaki prize de bir alet takılır ve kabloyla ya da kablosuz Internet bu aletten alınır. Yukarıda da belirttiğim gibi bunun için aynı şebekede (aynı elektrik saatine bağlı )olmamız gerekir. Deneyimlerimden oldukça güzel çalıştığını söyleyebilirim.
Bugün sizlere kısaca bilgisayar ağı kurmakta gerekli olan üç yapıdan bahsettim, burada siz bir ağ kurmak istediğinizde bunları illaki tek başına kullanmak zorunda değilsiniz sonuçta bunlar gerçek hayatta karışık olarak kullanılıyor. Örneğin evimize kadar gelen Internet elektrik şebekesiyle üst kata çıkıp orada kablosuz olarak dağılabiliyor. Ardından 30 metre ötedeki bir yere kablo ile giden Internet orada bir Wireless Router yardımıyla kablosuz olabiliyor.  Seçim size kalmış. Haftaya görüşmek üzere.

8 Şubat 2013 Cuma

İnternete Kablosuz Ağla Bağlanma


Geçen hafta bildiğiniz üzere yeni bir ADSL bağlantısı satın almış ve Internet bağlantımızı yapmıştık. Sadece kablosuz bağlantı kısmını bu haftaya bırakmıştık. Gelin şimdi bu hafta ilk önce kablosuz bağlantı yöntemlerinden bahsedelim ve ardından modemimiz ile dizüstü bilgisayarımız, tabletimiz veya cep telefonumuz arasındaki bağlantıyı yapalım.
Herhangi bir şekilde modemimize kadar gele Internet’e kablo olmadan bağlanmamız için kablosuz bağlantılarda bir güvenlik sistemi vardır. Bu güvenlik sistemini kullanıp kullanmamak bizim elimizdedir. Eğer bu güvelik sistemi devre dışı bırakılırsa herhangi bir kişi bizim İnternetimizi rahatlıkla kullanabilir. Eğer ki siz ben bu güvenlik sistemini kullanmak istiyorum diyorsanız bazı noktalara dikkat etmeniz gerekmektedir. Her şeyden önce son yıllarda Internet servis sağlayıcıları tarafından bize verilen modemlerin hemen hemen hepsinde bu güvenlik sistemi etkin haldedir ve gerekli şifreler bize verilmiştir. Genelde bu şifreler modemlerin alt kısmında bulunmaktadır. WEP, WPA,WPA2 diye yazan ve bunların devamında gelen karakterler şifredir. Şimdi kısaca size bu kullanılan şifreleme tiplerinden yani kablosuz iletişim protokollerinden ve özelliklerinden bahsetmek istiyorum.
Bunlardan ilki ve en eskisi WEP (Wired Equivalent Privacy) yani “kabloluya eşdeğer gizlilik”. Burada seçilen anahtar modeminiz ve bağlantı yaptığınız alet arasındaki iletişimde sürekli olarak alıp verilir. Bu anahtarın sürekli olarak hareket etmesinden dolayı bu şifre kırılabilir ve İnternetinize başka birisi bağlanabilir yüzden bu tekniği kullananlar sürekli bir biçimde bu WEP Key dediğimiz şifrelerini değiştirmelidir.
İkinci kullanılan teknik ise WPA (Wi-Fi Protected Access) ‘tir. Bu standarttın mantığı WEP’ten farklı olarak kullanılan şifrelerin belirli aralıklarla iletişim içerisinde olan iki makina arasında değiştirilmesine dayanmaktadır. Bunun için TKIP (Temporal Key Integrity Protocol) ismi verilen bir şifreleme tekniği kullanılmaktadır. Yukarıda da belirtiğim gibi belirli aralıklarla yeni anahtarlar üretilmekte ve iletişim bunlarla devam ettirilmektedir.
Üçüncü kullanılan teknik ise WPA2(Wi-Fi Protected Access II)’dir. Bu WPA’ın bir üst modelidir. Burada AES ismi verilen bir şifreleme tekniği kullanılmaktadır. Bu tekniği bazı aletler eski oldukları için kullanamayabilirler, lütfen buna dikkat ediniz.
Şu anda piyasada bulunan tüm modemler bize bu yukarıda bahsettiğim tüm protokollerin kullanılabildiği şifreleme imkânları sunmaktadır. Seçim sizindir lakin bana göre her durumda WPA da olsa WPA2 de olsa kullanacağınız şifreleme WEP ten çok daha güvenlidir.
Ayrıca kafanızı karıştırmaması için ev kullanıcılarına yönelik olan sistemlerde WPA-PSK ya da WPA2-PSK diye gördüğünüz yerlerdeki PSK tanımlaması Personal Key yani Kişisel Anahtar anlamına gelmektedir. Burada kullanılan protokolün yanı sıra verilen anahtar tüm kullanıcılar için aynıdır. Bunda garipsenecek bir şey yoktur, ev kullanımı için üretilen cihazlar için bu standart kullanılmaktadır
Şimdi bu protokollerden sonra gelin modemimize bağlanıp İnternetimize bağlanalım. Kablosuz ağları arattığımızda birçok farklı isimde ağ görebilirsiniz. Her ağın ismi başkadır. Buna SSID(Service Set Identifier)yani Servis Seti Tanımlayıcısı. Kısaca biz buna Kablosuz Ağ ismi deriz. Tabii ki bu ismini siz de modeminizin içine girip değiştirebilirsiniz. Sizin ağınızın isminin üzerine gelip bağlan deyip gerekli şifreyi girdikten sonra artık dizüstünüzde İnternete girmiş demektir. Yorucu oldu ama merak etmeyin bir kez kayıt edilen şifreler eğer modemden değiştirilmezse bilgisayarınızın hafızasına kaydolduğu için bir daha bu bağlantı işlemini yapmanıza gerek yoktur. Bilgisayarınızı her açtığınızda o otomatik olarak bağlanacaktır.
Şimdi gelin gecen haftaki yazımızı da bir araya getirip şu kullanıcı ismi ve şifrelere bir kez daha bakalım.
Internet bağlantısında 3 adet kullanıcı adı ve şifre vardır.(Modeminizde kablosuz bağlantı yoksa 2 adet kullanıcı adı ve şifre vardır )
1.       Size servis sağlayıcısı tarafından verilen kullanıcı adı ve şifre. Bunlar modeminizin servis sağlayıcısının bilgisayarlarıyla haberleşmesi için gereklidir. Bir kez modeme kaydedilirler ve bir kez daha, gerekmedikçe değiştirilmezler.
2.      Modemin içerisine girmek için gerekli olan kullanıcı adı ve şifreleri. Bunlar modeminize girip gerekli değişiklikleri yapmak için kullanılırlar ve genelde modemin altında kayıtlıdırlar. Eğer bunları değiştirirseniz unutmamaya çalışın çünkü modeminizin içine bunlar olmadan giremezsiniz.
3.       Kablosuz bağlantı için gerekli olan SSID (Kablosuz Bağlantı Ağ İsmi) ve şifre. Bunları modeminizin içine girip değiştirebilirsiniz ya da modemle size gelen şifreleri hiç değiştirmeden kullanabilirsiniz. Genelde bunlar modemin altında yazar.(WEP ,WPA-PSK vs.)

İnternet’e nasıl bağlanılır





Bu hafta sizlere aslında birçoğumuzun bildiği ve kullandığı bir konudan bahsetmek istiyorum: Nasıl ve hangi yöntemlerle İnternet sahibi olabiliriz, bir servis sağlayıcıdan Internet paketi alırken nelere dikkat etmeliyiz, kurulum ve kullanım esnasında ne gibi sorunlarla karşılaşabiliriz, gelin bugün bunları tartışalım.
Şu anda kabul gören ve sıkça kullanılmakta olan başlıca iki çeşit Internet servis bağlantı yöntemi vardır: ADSL ve 3G bağlantısı. ADSL bağlantısı için bir sabit telefon hattına ihtiyacımız vardır lakin 3G bağlantısı için ise cep telefonundan yani SIM kart üzerinden bağlantı yapılmaktadır. Lakin burada lütfen kablosuz bağlantı yani wireless bağlantı ile 3G’yi karıştırmayınız. Kablosuz bağlantı iki makina arasında Internet ve ağ paylaşımı için kullanılmaktadır ve bu konuya daha sonra değineceğim.
ADSL bağlantısı hemen hemen herkesin evinde kullandığı bağlantı çeşididir. Açılımı ise Asymmetric Digital Subscriber Line yani Bakışımsız Sayısal Abone Hattı’dır. Bunun için her zaman bir adet telefon hattına ihtiyaç duyulmaktadır. Gerçi burada şunu belirtmekte yarar vardır. Bu var olan telefon hattının Digital olması gerekmektedir. Ayrıca ADSL hizmeti sunmak için bağlantı noktalarının merkez sunuculara en fazla 8 kilometre uzaklıkta olması gerekmektedir. Bölgemizde birçok köyde ADSL hizmeti henüz yoktur. Sebebi ise bu bağlantı noktaları için gerekli yatırımın yapılmamasından kaynaklanmaktadır. ADSL sistemi aynı telefon hattı üzerinden bizlere hem telefon hizmeti almamızı hem de veri yani Internet olanağını sunar. Bu başta geçen Asymmetric (Bakışımsız) kelimesinin anlamı kullanıcıların veri indirme ve veri yükleme kapasitelerinin eşit olmadığını ifade etmek için kullanılır.

Bir ADSL internet hizmeti almaya gittiğinizde size 2MBps’ten başlayarak en fazla 24 Mbps’e kadar olan paketlerden bahsederler. Peki, bunlar ne anlama gelir. Bunlar sizin Internet veri indirme yani Download hızınızı belirtmek içindir. Sade bir dille ifade edecek olursak saniyede indirebileceğiniz veri büyüklüğü anlamına gelir. Genellikle veri yükleme yani Upload hızından bahsedilmez. Zaten Upload hızı sadece Internet’e bir şey yüklemek için kullandığından ev kullanıcıları tarafından pek fark edilmez ve yüksek olması işlev açısından o kadar da önemli değildir. Ayrıca ADSL yöntemi en fazla 24Mbps’e kadar veri hızı sağlamaktadır. Daha fazlasını yapı olarak veremez. Lakin son dönemde ortaya çıkan VDSL 24 Mbps’ten daha yüksek hızlar sunmaktadır yüzden de 35Mbps ve 54Mbps hızlardan söz edilmektedir.

Düşük veri indirme hızında İnternet’e sahip olanlar Youtube gibi sitelerden video izlerken donmaların olduğunu gözlemleyebilirler. Bunun sebebi Internet hızlarının düşük olduğunun bir belirtisidir. İzlenmek istenilen videonun boyutu yüksek olduğu için kesilmeler olur ve bu video bilgisayarın hafızasına yerleşene kadar beklemek zorunda kalınır. Internet hızınızı kontrol etmek için http://www.speedtest.net  sitesine girip buradan Internet bağlantı hızınızı ölçebilirsiniz. Satın aldığınız hizmetin çok altında bir hız varsa hemen servis sağlayıcınızı aramanızı öneririm.

Şimdi gelin hep beraber yeni bir ADSL Internet paketi satın aldığımız bir senaryoyu inceleyelim. Bir eve kullanıcısı olarak sayfalarda gezmek istiyorum ve aynı zamanda Skype ’ta Almanya’daki yeğenimle konuşmak istiyorum bunun için 4Mbps’lik bir paketin bana uygun olduğuna kanaat getirdim ve bunu bana en uygun olan bir servis sağlayıcısından aldım.

Zaten ADSL’de Internet sınırsız olduğu için 7 gün 24 saat rahat rahat ekstra para ödemeden kullanacağım. Bana evimde Internet olması için biraz beklemem gerektiğini söylediler. Bu süre geçtikten sonra elime bir kutu tutuşturdular. Ayrıca kullanıcı adımın ve şifremin yazdığı birde kâğıt verdiler ya da bu bana SMS yolu ile gönderecekleri söylediler. Bu kutuyu açtığımda içinden bir modem ve yanında da bazı kablolar ve ayrıca iki adet küçük kibrit kutusu büyüklüğünde iki kutucuk çıktı. Şimdi ne yapmam gerekiyor? Yukarıda da bahsettiğim üzere ADSL teknolojisi bizlere aynı telefon hattı üzerinden hem ses yani telefon hem de veri yani Internet hizmeti verebilecek kapasitededir. Lakin bu ses ve verinin karışmaması için bazı araçlara ihtiyacımız vardır. Bunlardan ilkine ayırıcı yani splitter denir. Bu kibrit kutusu büyüklüğünde olan ve 3 adet kablo yeri olan kutucuktur. Bu kullanılmazsa Internet bağlantısı yapamayız. Ülkemizde sadece Cyta farklı bir altyapıya sahip olduğu için bunu kullanmaz diğer bütün şirketler bunu kullanmak zorundadır.
Duvardan gelen halk arasında OTE teli dediğimiz telin bir ucunu bu kutuya taktıktan sonra diğer tarafından çıkan iki telefon telinden birisini modeme diğerini ise telefonumuza takarız. Hangi telin nereye takılacağı bu kutucuk üzerinde belirtilmiştir. Telefona takılan telin ucuna gerekirse filtre diye tabir ettiğimiz yine bu kutudan çıkan ve iki telefon teli girişi olan kutucuğu takarız. Bunun sebebi telefonla konuşurken duyduğunuz parazit sesleri yok etmek içindir. Eğer telefonunuzda halk arasında kullandığımız gibi cızırtı varsa bunu sebebi filtrenin takılı olmamasından kaynaklanmaktadır. Peki, bunları yaptık Internet geldi mi? Son günlerde aldığım bilgilere göre hemen hemen tüm firmalar önceden bize verilen kullanıcı adı ve şifreleri kendileri modemlerin içerisine geçirmeye başladılar bu yüzden İnternetimiz gelmiş olabilir. Eğer servis sağlayıcımız bize bu hizmeti vermiyorsa bizim bu kullanıcı adı ve şifremizi modemin içerisine kaydetmemiz gerekmektedir. Bunlar bizim servis sağlayıcımızın bilgisayarlarıyla haberleşip Internet almamız için gerekmektedir. Yine burada da vurgulamak istiyorum bunun kablosuz bağlantı şifreleriyle hiçbir bağlantısı yoktur, tamamen ayrı şifrelerdir. Bundan sonra yine kutudan çıkan iki ucu da telefon teline benzeyen ama daha büyük olan Internet ağ kablosu diye tabir ettiğimiz telin bir ucunu modemin arkasına diğer ucuna da bilgisayarımıza takarız. Yukarıda bahsettiğim gibi eğer şifrelerimiz tamamsa Internet gelmiş demektir yok hayır ise burada kurulum yapmak durumundayız. İnternetimiz geldiğine göre şimdi dizüstü bilgisayarımızdan kablosuz olarak İnternet’e bağlanabiliriz. Hadi gelin bunu nasıl yapacağımızı haftaya bırakalım.